Tutuklama kararı hangi şartlarda verilir? Katalog suçlar nelerdir? CMK 100’e göre tutuklama ve itiraz süreci hakkında güncel ve detaylı rehber.
Ceza soruşturmasında en ağır koruma tedbiri tutuklama kararıdır. Tutuklama kararı sonrasında şüpheli kapalı ceza infaz kurumuna gönderilir.
Tutuklama rejimi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. Kişi özgürlüğü hakkı ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.19 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5 ile güvence altındadır.
Temel ilke şudur:
Özgürlük asıl, tutuklama istisnadır.
Bir kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için iki temel şart birlikte bulunmalıdır:
Somut delillere dayanan, ciddi ve objektif bir şüphe bulunmalıdır.
Sadece ihbar veya soyut iddia yeterli değildir.
CMK m.100/2’ye göre:
Kaçma şüphesi
Delilleri yok etme veya değiştirme ihtimali
Tanık veya mağdur üzerinde baskı kurulması
somut olgularla ortaya konulmalıdır.
CMK m.100/3’te sayılan suçlarda tutuklama nedeni var sayılabilir. Ancak bu düzenleme otomatik tutuklama anlamına gelmez.
Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (m.76–78)
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (m.79–80)
Kasten öldürme (m.81–83)
Kasten yaralama (CMK 100/3 kapsamında sayılan haller)
Hileli iflas (m.161)
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m.188)
Parada sahtecilik (m.197)
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (m.220)
Zimmet (m.247)
İrtikâp (m.250)
Rüşvet (m.252)
İhaleye fesat karıştırma (m.235)
Edimin ifasına fesat karıştırma (m.236)
Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (m.302–308)
Anayasal Düzene Karşı Suçlar (m.309–313)
Silahlı örgüt ve örgüte silah sağlama (m.314–315)
Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk (m.328–337)
6136 sayılı Kanun’da silah kaçakçılığı
Bankalar Kanunu’nda zimmet
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda hapis gerektiren suçlar
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu m.68 ve 74
Hayır.
CMK m.100/3 yalnızca tutuklama nedeninin var sayılabileceğini belirtir. Hâkim her durumda:
Kuvvetli suç şüphesini,
Ölçülülük ilkesini,
Adli kontrolün yetersizliğini
ayrıca değerlendirmek zorundadır.
Soruşturma aşamasında tutuklama kararını Sulh Ceza Hâkimliği verir.
Kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme karar verir.
Kararda açıkça yer almalıdır:
Kuvvetli suç şüphesinin neler olduğu
Tutuklama gerekçesi
Ölçülülük
Adli kontrolün neden yeterli olmadığı
aksi hallerde kişilerin anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış olan haklarının ihlali söz konusudur ve tazminat hakkı doğar. Anayasanın 141. Maddesi mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gerektiğini hüküm altına almıştır.
CMK m.268’e göre:
İtiraz süresi 2 haftadır.
Dilekçe kararı veren mercie verilir.
Sulh Ceza Hâkimliği kararını Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi inceler.
Kovuşturma aşamasında tutuklama kararını, yargılamayı yapan mahkeme verir.
Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği tutuklama kararına karşı itiraz , Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine yapılır.
Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu tutuklama kararına karşı itiraz ise , sıra numarası bir sonra gelen Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenir.
Şüpheli ve avukatı soruşturmanın ve kovuşturmanın her aşamasında görevli ve yetkili mahkemeden tutukluluk durumunun kaldırılmasını talep etme hakkına sahiptir.
Kural olarak:
Sadece adli para cezası gerektiren suçlarda,
Üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda (istisnalar hariç)
tutuklama uygulanamaz.
Bu düzenleme, ölçülülük ilkesinin bir sonucudur.
Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bakımından iki yıllık üst sınır kuralı uygulanmaz.
Bu düzenleme şu anlama gelir:
Eğer suç, Türk Ceza Kanunu’nda vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen bir suç ise,
Ceza üst sınırı iki yılın altında olsa bile,
Tutuklama yasağı uygulanmaz.
Dolayısıyla bu suçlar bakımından tutuklama ihtimali devam eder.
Tutuklama kararı, ceza muhakemesinin en ağır müdahalesidir. Katalog suçlar geniş olmakla birlikte:
Otomatik tutuklama söz konusu değildir.
Somut delil şarttır.
Ölçülülük ilkesi zorunludur.
Ceza soruşturmasında özgürlüğün korunması, doğru hukuki değerlendirme ve zamanında müdahale ile mümkündür.