Savcılık veya polis tarafından ifadeye çağrılmak birçok kişi için endişe verici olabilir. Ancak ifade vermek, otomatik olarak suçlu olduğunuz anlamına gelmez. Bu süreç, ceza soruşturmasının doğal bir aşamasıdır.
Önemli olan, bu aşamanın hukuki sonuçlarını bilerek hareket etmektir.
İfade vermeye çağrılmanız, hakkınızda bir soruşturma yürütüldüğünü gösterir. Bu soruşturma:
Bir şikâyet üzerine,
Kolluk araştırması sonucunda,
Savcılığın resen incelemesiyle
başlatılmış olabilir.
Henüz bir mahkeme aşamasına geçilmiş değildir. Dosya savcılık soruşturma aşamasındadır.
Ceza soruşturmasında ifade vermeye çağrılan kişinin sahip olduğu haklar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile güvence altına alınmıştır.
CMK m. 147 ve m. 149 uyarınca, şüpheli ifadesi alınmadan önce müdafi seçme hakkı olduğu hatırlatılmalıdır. Kişi, ifade sırasında bir avukatın hazır bulunmasını talep edebilir.
Şüpheli, avukat olmaksızın ifade vermek zorunda değildir. Özellikle teknik ve hukuki değerlendirme gerektiren dosyalarda müdafi eşliğinde ifade verilmesi hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşır.
CMK m. 147 gereği, şüpheliye yüklenen suç anlatıldıktan sonra “susma hakkı” olduğu açıkça bildirilmelidir.
Kişi, kendisini suçlayacak beyanda bulunmaya zorlanamaz. Susma hakkının kullanılması tek başına aleyhe yorumlanamaz ve suçluluk karinesi oluşturmaz. Bu hak, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen kendini suçlamaya zorlanamama ilkesinin bir yansımasıdır.
CMK m. 153 uyarınca müdafi, soruşturma dosyasını inceleme ve dosyadan örnek alma hakkına sahiptir. Ancak bazı hallerde savcılık tarafından dosyaya erişim kısıtlanabilir.
Dosya içeriği bilinmeden verilen beyanlar, savunma stratejisinin zayıflamasına neden olabilir. Bu nedenle ifade öncesinde dosyanın kapsamının değerlendirilmesi önemlidir.
Ceza muhakemesinde amaç yalnızca suç isnadını destekleyen delillerin değil, aynı zamanda şüphelinin lehine olan delillerin de ortaya çıkarılmasıdır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/2. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı, hem şüphelinin aleyhine hem de lehine olan delilleri toplamakla yükümlüdür.
Bu kapsamda şüpheli veya müdafi;
Kamera kayıtlarının incelenmesini,
Tanıkların dinlenmesini,
HTS kayıtlarının celbini,
Bilirkişi incelemesi yapılmasını,
Dijital materyallerin analizini
talep edebilir.
Lehe delillerin erken aşamada dosyaya kazandırılması, soruşturmanın seyrini doğrudan etkileyebilir. Şüphelinin yalnızca savunma yapmakla yetinmeyip, aktif şekilde lehine delillerin toplanmasını talep etmesi soruşturma sürecinin yönünü değiştirebilir.
Bu nedenle ifade aşaması, yalnızca beyanda bulunulan bir evre değil; aynı zamanda savunma stratejisinin oluşturulduğu kritik bir aşamadır.
Olayı tahmin ederek konuşmayın.
Emin olmadığınız hususlarda kesin ifadeler kullanmayın.
İfade tutanağını imzalamadan önce dikkatlice okuyun.
Eklemek istediğiniz hususların tutanağa geçirilmesini isteyin.
Unutulmamalıdır ki ifade tutanağı, soruşturma sürecinde en belirleyici delillerden biridir.
İfade alındıktan sonra savcılık;
Kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir,
Ek araştırma yapabilir,
İddianame düzenleyerek kamu davası açabilir.
Bu nedenle ifade aşaması, soruşturmanın yönünü belirleyebilecek kritik bir safhadır.
İfade vermeye çağrılmak, hukuki sonuç doğurma potansiyeli olan bir süreçtir. Bu aşamada yapılacak her açıklama, dosyanın ilerleyişini doğrudan etkileyebilir.
Soruşturma sürecinin teknik boyutu göz önünde bulundurulduğunda, sürecin bilinçli ve stratejik şekilde yönetilmesi büyük önem taşır.